Öngörüdüğüm gibi 1705
seviyeleri aşağı yönlü kırılınca 1680 seviyelerine dek süren satış baskısı
yerini alışlara bırakmış görünüyor 1682 seviyesi satışa gelmedikçe 1690-1700
seviyelerine kadar alım yönlü pozisyonlar denenmelidir. 1680 bölgesi bir kez
daha aşağı kırılması durumunda alım yönünden satış yönüne dönecektir ve 1650
seviyesine kadar sürecektir. Yatırımcıların bu destek/direnç bölgelerine dikkat
etmelerinde fayda vardır.
6 Kasım 2012 Salı
1 Kasım 2012 Perşembe
Günlük ve Haftalık Beklenti
Dün itibari ile 72000 seviyesinin üzerinde kalınması, 73500-74000 seviyelerinin
önünü açmış durumda. Dünya piyasalarından, Pozitif ayrıştığımız bu günlerde
yatırımcıların olası geri dönüşlerde temkinli olmalarında fayda vardır. Risk
getirisine bakacak olursak eğer %50 hisse %30 altın, %20 seviyelerinde Döviz
pozisyonlarında kalınması Yatırımcılar adına faydalı olacaktır. Hisse senetleri
piyasasında görülen yükselişin devamı ve genele yayılabilmesi için, bu
seviyelerde endeks kanadında yatay kalması, yükselişin tüm hisselere yayılmasını
sağlayabilir.. Yatayda kalmadan aşagı çekilmelerde yükselmeyen hisselerdede
kayıplar gözlenebilir. Yatırımcıların karı gördükleri hisselerde, bir müddet
nakit kalmaları fayda sağlayacaktır. Riski minimize etmek isteyenler, Yükseliş
bazında enaz getiri sağlayan hisselere ve karı yüksek gelebilecek hisselere
yönelmeleri kendileri adına olunlu olacaktır.
31 Ekim 2012 Çarşamba
EĞİTİM SİSTEMİ VE YATIRIM KARARLARI
Okullar çocukları gerçek hayata hazırlıyor mu? Öğretmenlerimiz ve ebeveynlerimiz bize, çok çalış, iyi not al, semeresini görür, yüksek maaşlı bir işte çalışır, çok kazanırsın'' derdi.
Ebeveynlerimizin çocuklarına sağlaması gereken yüksek öğrenim olanaklarını sağlamaktır. Böylece hayatta başarılı olmak adına büyük bir avantajı elde edeceklerini düşünürler. Ebeveynlerimizin düşünmedikleri ise, çocukların hayalleridir. Gelecekte kendilerini nerede ve nasıl görmek istediklerini sormamalarıdır. Ebeveynlerin iyi diye niteledikleri, aslında çocukları hayat boyu esarete atmaktan başka bir şey değildir.
Öğretmenlerin ise okullarda, Milli Eğitim Bakanlığı' nın verdiği müfredatın dışına çıkmadan ders kitaplarında ne anlatılıyorsa aynısı kopya ederek çocuklara verdiği eğitim, onları hazıra alıştırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Bu noktadaki sıkıntı ise çocukları ezbere yöneltip, hayal dünyalarını körelterek çocukların riske girmekten kaçınmalarını, önlerine gelen fırsatları görememelerini sağlamaktadır. Buradaki çözüm yolu ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın Öğretmelere verdiği müfredatın yanında, görsel eğitim ile bu müfredatı desteklemelerinden geçmelidir. Bu tezimi bir örnekle desteklemek istiyorum. Japon'ya yapılan eğitim programında, Çocuklar, ilkokul eğitimlerine başlamadan önce Nagasaki ve Hirosima Atom bombalarının düştüğü yerlere götürülerek, bilinç altlarında müthiş bir beyin fırtınasına sebep olacak nasihatlerde bulunurlar. Sizler öyle bir mühendis, doktor, öğretmenler olun ki Teknolojide kimse yanımıza dahi yaklaşamasın diyerek hırs ve azim depolaması yapılmaktadır. Keza bizde Çanakkale, Malazgirt, Osmanlı, Selçuklu gibi sayısız kurulup, yıkılmış devletlerimiz varken görsel eğitim konusunda pekte sıkıntı yaşamayacak kadar zengin bir argümana sahip bulunmaktayız.
2, Eğitim konusu; Okul öncesi eğitimin yanında, okul sürecinde Ebeveynlerimizin ve Öğretmenlerimizin Çocuklara vermesi gereken bir diğer konuda, Para ve Paranın nasıl kullanılması gerektiğidir. Çocuklarımıza paranın ne olduğu değil, Paranın nasıl kazanılacağı ve Paradan nasıl Para kazanılacağı öğretilmelidir. Paranın işçisi olmak değil, Paranın kendileri için çalışmasını zihinlerine kazımaları gerekmektedir.
3. Eğitim konusu; Çocukların hayata bağlılığı ve yaşam tarzı haline getirmeleri gereken Finans ve Muhasebe eğitimidir. Finans eğitimi Paranın nasıl kullanılması gerektiğini,paradan nasıl para kazanıldığını göstermeye yarar. Muhasebe eğitimi ise ellerine geçen paranın ne kadarını giderlere ne kadarını yatırıma dönüştürmelerine yarar.
Paradan nasıl para kazanılacağı sözünü açıklamak istiyorum. 2008-2010 yılları arasında Kapalı çarşıda çalışırken, yaşamış olduğum bir anımı paylaşmak istiyorum. Kapalı Çarşıda Kuyumcu olan bir yatırımcım ile yaptığım bir söyleşide, Yahudilerin babadan, oğul'a geçen servetlerinin sebebini sorduğumda, gülerek sorumu cevapladı ve 4 madde ile sıraladı.
1. Biz Yahudiler kazançlarımızın belli bir kısmını, her ayın başında paramızın bizlere para kazandıracak Aktifler satın alırız.
2. Para için çalışmaz, parayı kendimiz için çalıştırırız. kazancımız ile kazanç elde ederiz.
3. Bizle 10 yıl sonrasını bu günden satın alırız. (10-20 yıllık hisseler alırız)
4. Diğer insanlar para için çalışırken, bizler parayı kendimiz için çalıştırırız.
Bu anlattıkları ne anlama geliyor, Aktif dedikleri nelerdir bunları inceleyelim.
Aktif sütüları (Tahvil, Hisse Senedi, Bono, Eurobond, Gayrimenkul, Kira mülkü)
Pasif sütünü (Tüketici kredisi, kredi kartları, Eğlence, luzumsuz harcama)
Paradan para kazanmak sözünün altında yatan konu, Aktif satın almaktan geçer. Babadan oğul'a geçen zenginliği ise şu sözlerle açıklamaktaydı. Biz Yahudiler çocuklarımız doğduğunda, bir borsa hesabı açarak doğduğu ilk günden itibaren her ay gelirimizin bir bölümünü bu hesaba yatırarak Hisse senedi alırız. Yıl sonunda şirketler kar edip kar payı dağıttığında hem paramızla para kazanır, hemde çocuğumuza 18 yaşına gelene kadar iyi bir gelecek kurmasına yardımcı oluruz.
18 yıllık vadede her ay alınacak bir hisse senedi, temettü ve bedelsiz paylarla akıl almaz noktalara ulaşabilir. 1990 yılında Eczacı başı ilaç hissesinden alım yapan bir kişi bugün 1e 3000 seviyesinde bedelsiz ve temettü kazancı bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Bunun gibi yüzlerce hisse bulunmaktadır. Aylık 250 TL'ye ne zengin nede fakir oluruz. Fakat 18 yıl boyunca her ay 250 TL Türk Hava Yolları veya gelişmekte olan Temettü ve Bedelsiz potansiyeli yüksek bir hissede alışlar yaparak, Çocuklarımıza gelecekte, bir ev yatırımı yapabilecek kadar artı sağlayacağından hiç şüphem yoktur.
Ebeveynlerimizin çocuklarına sağlaması gereken yüksek öğrenim olanaklarını sağlamaktır. Böylece hayatta başarılı olmak adına büyük bir avantajı elde edeceklerini düşünürler. Ebeveynlerimizin düşünmedikleri ise, çocukların hayalleridir. Gelecekte kendilerini nerede ve nasıl görmek istediklerini sormamalarıdır. Ebeveynlerin iyi diye niteledikleri, aslında çocukları hayat boyu esarete atmaktan başka bir şey değildir.
Öğretmenlerin ise okullarda, Milli Eğitim Bakanlığı' nın verdiği müfredatın dışına çıkmadan ders kitaplarında ne anlatılıyorsa aynısı kopya ederek çocuklara verdiği eğitim, onları hazıra alıştırmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Bu noktadaki sıkıntı ise çocukları ezbere yöneltip, hayal dünyalarını körelterek çocukların riske girmekten kaçınmalarını, önlerine gelen fırsatları görememelerini sağlamaktadır. Buradaki çözüm yolu ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın Öğretmelere verdiği müfredatın yanında, görsel eğitim ile bu müfredatı desteklemelerinden geçmelidir. Bu tezimi bir örnekle desteklemek istiyorum. Japon'ya yapılan eğitim programında, Çocuklar, ilkokul eğitimlerine başlamadan önce Nagasaki ve Hirosima Atom bombalarının düştüğü yerlere götürülerek, bilinç altlarında müthiş bir beyin fırtınasına sebep olacak nasihatlerde bulunurlar. Sizler öyle bir mühendis, doktor, öğretmenler olun ki Teknolojide kimse yanımıza dahi yaklaşamasın diyerek hırs ve azim depolaması yapılmaktadır. Keza bizde Çanakkale, Malazgirt, Osmanlı, Selçuklu gibi sayısız kurulup, yıkılmış devletlerimiz varken görsel eğitim konusunda pekte sıkıntı yaşamayacak kadar zengin bir argümana sahip bulunmaktayız.
2, Eğitim konusu; Okul öncesi eğitimin yanında, okul sürecinde Ebeveynlerimizin ve Öğretmenlerimizin Çocuklara vermesi gereken bir diğer konuda, Para ve Paranın nasıl kullanılması gerektiğidir. Çocuklarımıza paranın ne olduğu değil, Paranın nasıl kazanılacağı ve Paradan nasıl Para kazanılacağı öğretilmelidir. Paranın işçisi olmak değil, Paranın kendileri için çalışmasını zihinlerine kazımaları gerekmektedir.
3. Eğitim konusu; Çocukların hayata bağlılığı ve yaşam tarzı haline getirmeleri gereken Finans ve Muhasebe eğitimidir. Finans eğitimi Paranın nasıl kullanılması gerektiğini,paradan nasıl para kazanıldığını göstermeye yarar. Muhasebe eğitimi ise ellerine geçen paranın ne kadarını giderlere ne kadarını yatırıma dönüştürmelerine yarar.
Paradan nasıl para kazanılacağı sözünü açıklamak istiyorum. 2008-2010 yılları arasında Kapalı çarşıda çalışırken, yaşamış olduğum bir anımı paylaşmak istiyorum. Kapalı Çarşıda Kuyumcu olan bir yatırımcım ile yaptığım bir söyleşide, Yahudilerin babadan, oğul'a geçen servetlerinin sebebini sorduğumda, gülerek sorumu cevapladı ve 4 madde ile sıraladı.
1. Biz Yahudiler kazançlarımızın belli bir kısmını, her ayın başında paramızın bizlere para kazandıracak Aktifler satın alırız.
2. Para için çalışmaz, parayı kendimiz için çalıştırırız. kazancımız ile kazanç elde ederiz.
3. Bizle 10 yıl sonrasını bu günden satın alırız. (10-20 yıllık hisseler alırız)
4. Diğer insanlar para için çalışırken, bizler parayı kendimiz için çalıştırırız.
Bu anlattıkları ne anlama geliyor, Aktif dedikleri nelerdir bunları inceleyelim.
Aktif sütüları (Tahvil, Hisse Senedi, Bono, Eurobond, Gayrimenkul, Kira mülkü)
Pasif sütünü (Tüketici kredisi, kredi kartları, Eğlence, luzumsuz harcama)
Paradan para kazanmak sözünün altında yatan konu, Aktif satın almaktan geçer. Babadan oğul'a geçen zenginliği ise şu sözlerle açıklamaktaydı. Biz Yahudiler çocuklarımız doğduğunda, bir borsa hesabı açarak doğduğu ilk günden itibaren her ay gelirimizin bir bölümünü bu hesaba yatırarak Hisse senedi alırız. Yıl sonunda şirketler kar edip kar payı dağıttığında hem paramızla para kazanır, hemde çocuğumuza 18 yaşına gelene kadar iyi bir gelecek kurmasına yardımcı oluruz.
18 yıllık vadede her ay alınacak bir hisse senedi, temettü ve bedelsiz paylarla akıl almaz noktalara ulaşabilir. 1990 yılında Eczacı başı ilaç hissesinden alım yapan bir kişi bugün 1e 3000 seviyesinde bedelsiz ve temettü kazancı bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Bunun gibi yüzlerce hisse bulunmaktadır. Aylık 250 TL'ye ne zengin nede fakir oluruz. Fakat 18 yıl boyunca her ay 250 TL Türk Hava Yolları veya gelişmekte olan Temettü ve Bedelsiz potansiyeli yüksek bir hissede alışlar yaparak, Çocuklarımıza gelecekte, bir ev yatırımı yapabilecek kadar artı sağlayacağından hiç şüphem yoktur.
30 Ekim 2012 Salı
STRATEJİ BÜLTENİ
ABD seçimlerine az bir zaman kaldığı bu günlerde adaylardan sert demeçlerin gelmesi, Rommy'in Bernanke'yi FED başkanlığına aday göstermeyeceğini belirtmesi siyasi tedirginlik yaratmaya yeterli olmaktadır. Dün başlayan kasırganın etkisi ile kapalı olan ABD borsası, ülkede meydana gelen doğal afetin hasarı 20 milyar doları geçmiş görülmekte olduğu gibi ABD borsalarının açılacağı gün baskı hissedilecektir.
AB kanadında baktığımızda tedirginlik Yunanistan, İspanya, İtalya üçgeninde devam etmektedir. Yunanistan Tahvillerinin ESM tarafından sermayelendirilemeyeceği tahvil değiştirme programına alınmayacağı belirtmesi, İspanya başbakanı yardım talebine ihtiyaç yok demesi buna ek olarak İtalya kanadında ki belirsizlikte eklendiği zaman piyasalara satış baskısı getireceğini düşünmekteyim. Bu dönemde işlem hacmi bir hayli zayıf kalacaktır.
İMKB kanadında 4 güne yakın kapalı bulunması sebebiyle Dünya piyasalarındaki olumsuz gelişmelerile bu haftayı yatay ve negatif bir süreç geçirebileceğini düşünmekteyim. Not arttırımı beklentisi ile Ralli yapan İMKB'de Kar satışları gelebileceği beklentisi ile 70400-69850 seviyeleri piyasalarımızı korunma noktası olarak görmekteyim.
DOLAR/TRY: Tatil sürecinde önemli bir gelişme olmamakla birlikte yatay ve sıkışık seyir devam edecektir. 1,7975-80 bandı önemli destek bölgelerimiz olmakla birlikte bu seviyelerden alımlar yapılarak kısa pozisyonlarla kar al işlemi ile sağlıklı pozisyonlar açılabilir. Direnç bölgemiz olarak 1,8155-75 seviyelerinden ise satışlar yapılarak kısa pozisyonlarla kar al işlemlerini kullanılarak pozisyonlar açılabilir. Yatırımcıların bu dönemde stop noktaları belirleyerek korunma amaçlı pozisyonları göz ardı etmemeleri sağlıklı olacaktır.
ALTIN; 1700 seviyeleri psikolojik Destek/Direnç bölgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1705 seviyesinin üstünde kalındığı sürece pozisyonların alım yönünde olması yatırımcılar adına sağlıklı olacaktır. 1700 seviyesinin altına sarkması durumunda 1690 seviyeleri gözlenerek aşağı yönlü kırılmalarda satış yönlü poziyonlar ağırlık kazanacaktır. Rusya'da dün itibari ile 700 tonluk Altın cevheri taşıyan geminin kaybolması Altın fiyatlarına etki edebilir. Kaybolan geminin bir kaç gün süre içerisinde gelecek habere endeksli olarak anormal hareketler gözlenebilir.
AB kanadında baktığımızda tedirginlik Yunanistan, İspanya, İtalya üçgeninde devam etmektedir. Yunanistan Tahvillerinin ESM tarafından sermayelendirilemeyeceği tahvil değiştirme programına alınmayacağı belirtmesi, İspanya başbakanı yardım talebine ihtiyaç yok demesi buna ek olarak İtalya kanadında ki belirsizlikte eklendiği zaman piyasalara satış baskısı getireceğini düşünmekteyim. Bu dönemde işlem hacmi bir hayli zayıf kalacaktır.
İMKB kanadında 4 güne yakın kapalı bulunması sebebiyle Dünya piyasalarındaki olumsuz gelişmelerile bu haftayı yatay ve negatif bir süreç geçirebileceğini düşünmekteyim. Not arttırımı beklentisi ile Ralli yapan İMKB'de Kar satışları gelebileceği beklentisi ile 70400-69850 seviyeleri piyasalarımızı korunma noktası olarak görmekteyim.
DOLAR/TRY: Tatil sürecinde önemli bir gelişme olmamakla birlikte yatay ve sıkışık seyir devam edecektir. 1,7975-80 bandı önemli destek bölgelerimiz olmakla birlikte bu seviyelerden alımlar yapılarak kısa pozisyonlarla kar al işlemi ile sağlıklı pozisyonlar açılabilir. Direnç bölgemiz olarak 1,8155-75 seviyelerinden ise satışlar yapılarak kısa pozisyonlarla kar al işlemlerini kullanılarak pozisyonlar açılabilir. Yatırımcıların bu dönemde stop noktaları belirleyerek korunma amaçlı pozisyonları göz ardı etmemeleri sağlıklı olacaktır.
ALTIN; 1700 seviyeleri psikolojik Destek/Direnç bölgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1705 seviyesinin üstünde kalındığı sürece pozisyonların alım yönünde olması yatırımcılar adına sağlıklı olacaktır. 1700 seviyesinin altına sarkması durumunda 1690 seviyeleri gözlenerek aşağı yönlü kırılmalarda satış yönlü poziyonlar ağırlık kazanacaktır. Rusya'da dün itibari ile 700 tonluk Altın cevheri taşıyan geminin kaybolması Altın fiyatlarına etki edebilir. Kaybolan geminin bir kaç gün süre içerisinde gelecek habere endeksli olarak anormal hareketler gözlenebilir.
25 Eylül 2012 Salı
Galatasaray Sportif A.Ş Bedelli Sermaye arttımları ve Yatırımcılar
İlk olarak Adnan Polat dönemi ile Ünal Aysal
dönemini kıyaslamak istiyorum. Ortada çok ilginç bir bulgu şüphesi vardır. Galatasaray genel kurulu toplantısında
açıklanan rakamlarla ilerlemek istiyorum.
SPORTİF AŞ’NİN HALKA AÇIKLIK ORANI NEREYE ULAŞTI
BİRİNCİ BEDELLİ SERMAYE
ARTTIRIMI
İKİNCİ SERMAYE ARTTIRIMI
İMKB VE SPK YI
BEKLEYEN SORUNLAR
Şirketin 31 aralık 2010 tarihi itibari ile rasyonel
toplam borç-alacak farkının 438.814.598 lira olduğu bildirilmiştir.
Kulübün toplam borç miktarı 514.046.150
lira alacak toplamı 75.231.553 olarak gerçekleşmiştir. Kulübün 31 aralık 2009
dönemi borç-alacak farkı 312.309.739 lira olarak belirtildi. Kulübün
nakit çıkışı gerektiren borç ve yükümlülüklerinin 308.834.881 lira nakit
çıkışı gerektirmeyen borç ve yükümlülükleri ise 205.211.269 lira dır. Bu
dönemdeki banka kredileri ise 187.275.809 lira olarak gerçekleşmişti. Aynı
dönemde kulup zararı iki yıllık dönemde 213 milyon lira olarak gerçekleşmiştir.
Bu Adnan Polat Döneminde Açıklanan rakamlardır.
Şimdi
Ünal Aysal başkanlığında Galatasaray’ın rakamlarına bir göz
atalım.
2011 yılında yapılan Galatasaray kulübü aylık olağan
divan kurulu toplantısı, Toplantıda kulübün borç-alacak farkının 315,2 milyon
dolardan 251,9 milyon dolara indiği ile ilgili bildiri
yayınlanmaktadır. Yönetim Kurulu adına Refik Arkan raporu üyelere okurken göreve
geldikleri dönem, eski yönetimden devasa bir borç aldıklarını ve bu borç
krizinin iyi yönetilerek, borç-alacak farklarının 315,2 milyon dolardan,
251,9 milyon dolara gerilediğini
anlatmaktadır.
Bu iki
yönetim arasındaki fark rakamlarda değişme olmaksızın sadece önceki yönetimin tl
olarak rakam açıklaması, yeni yönetimin ise rakamları dolar olarak açıklayarak
aradaki uçurumu perdeli bir şekilde kapatarak zihinlerde algı oyunu oynamaktan
başka bir şey değildir. Ayrıca rakamları da çevirdiğimizde ortada bir rakam
tutarsızlığı olduğu ve rakamların gerçeği yansıtmadığı ortaya
çıkmaktadır.
Galatasaray Sportif A.Ş’nin 31 Mayıs 2011 tarihinde yüzde 16,61 oranında olan halka açıklığı,
finansman sağlamak amacıyla hisse satışı yapılarak, 29 Şubat
2012 tarihinde, yüzde
44,96'ya ulaşmıştır.
Refik Arkan, ilgili dönemde yaptığı
basın toplantısında şu kelimeleri sarf etmiştir. “Sportif A.Ş.'nin bir kısım
hisselerini satarak, hem nakit girişi hem de menkul kıymet satış karı elde
etmeyi tek çıkış yolu olarak benimsedik. Bu tarihte şirketimizin hisse değeri
244-255 lira aralığındaydı. 12 Aralık 2011 tarihine kadar geçen sürede,
toplam 790 bin 456 adet olmak üzere, yüzde 28,35 oranında hisse satılması
sonucu, şirketimizin halka açıklık oranı yüzde 44.96'ya kadar çıkmış,
karşılığında 165,4 milyon lira nakit girişi sağlanmış ve 123,5 milyon lira
menkul kıymet satış karı elde edilmiştir.
Bu ne anlama gelmektedir, Geçmiş dönem
yöneticilerin yanlış kararlar ve yanlış transfer politikalarının sonucunda
oluşan borç yükünün tamamını borsa kanalı ile hisse satışı yapılarak kapatılmaya
çalıştıklarını açık bir dille izah etmiştir.
Hisse satışı ile elde edilen gelir
nerede kullanılmıştır. Bunları açıklamak gerekirse, 40 milyon dolar tutarında
kredi borcu geri ödenmiş, vadesi geçmiş borçların 25 milyon dolar azaltıldığı,
konsolide borç toplamının 63,3 milyon dolar azalması, yeni bir futbol takımı
kurulması, kulübün Sportif A.Ş.'ye olan 24,5 milyon dolar tutarındaki borcunu
kapatarak, 31 Aralık 2011 tarihi itibariyle 30,5 milyon dolar alacaklı duruma
geçilmiştir.
03.05.2012 tarihinde genel kurulca
açıklanan ve 18.06.2012 tarihinde spk tarafından kayda alınarak yapılan, bedelli
sermaye artırımı da aşağıdaki gibidir.
Şirket sermayesinin 2 milyon 788 bin
84,38 liradan 13 milyon 940 bin 421 liraya arttırılmış, ancak hissedarların 1
tl nominal değerli hisse için 25 tl primli %400 oranında bedelli arttırıması ve
rüçhan hakkı kullanılması
kararlaştırılmıştır. Bu demek oluyordu ki %45 Hisseye sahip yatırımcılar
ellerindeki 1 lot için 100 tl para ödemek zorunda kaldılar. %55 Pay koyması
gereken Galatasaray kulübü, sermaye
artırımında kasaya nakit koymadığı gibi, stad gelirlerini tamamını Sportif
A.Ş’ ye devretti. Bu yöntem ile 315 milyon tl ödemekten
kurtuldu.
Bedellide stad gelirlerinin 315 milyon tl olacağı, ve bu rakama kaç yılda
ulaşılacağı muallakta olduğu gibi, konuyla ilgili sorulması gereken soruların
neden sorulmadığını çözebilmiş değilim.
Galatasaray ilk yaptığı
açıklamada yüzde 9.900 gibi rekor bir bedelli sermaye artırım kararı almıştı.
Yatırımcılardan gelen tepkiler üzerine karar geri çekilerek yeni düzenlemeye
gidildi. Yeni düzenlemenin ardından sermayenin yüzde 400 oranında bedelli
artırılacağı, 1 TL nominal hisse için 25 TL karşılığında rüçhanların
kullandırılmasına karar verildi. Kısacası Galatasaray'ın kasasına yüzde
9.900'luk artırımda olacağı gibi yaklaşık 280 milyon TL girdi. Bunun yerine izahname 1 de
belirtildiği gibi, daha önce sportif aş.
satılırken zaten Gelir kalemlerinden birisi olarak görünen stad
gelirlerini, Sportif A.Ş’ye yeni devrediyormuş gibi gösterdi.
Bakınız(İzahname 1; Seri I, No:31 sayılı “Birleşme İşlemlerine İlişkin
Esaslar Tebliği” hükümleri çerçevesinde, Şirket’in Galatasaray Futbol’u devralma
suretiyle birleşme talebine onay vermiştir. Söz konusu birleşme işlemi Şirket’in
31 Ağustos 2010 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul toplantısında
onaylanmış ve 7 Eylül 2010 tarihinde Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı
İstanbul Ticaret Sicili Memurluğu tarafından tescil edilmiş ve 16 Eylül 2010
tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayınlanmıştır.
31
Ağustos 2010 tarihinde yapılan aynı toplantıda, Şirket sermayesinin 2.035.000
TL’den 2.788.084,38 TL’ye arttırılmasına ve Galatasaray Futbol’un ortaklarına
verilmek üzere arttırılan 753.084,38 TL nominal değerli payların SPK kaydına
alınması için gereken işlemler tamamlanmıştır.
YATIRIMCILAR SERMAYE ARTTIRIMINDAN
NE GİBİ ZARAR GÖRDÜLER
1- Sermaye artırımı prosedürlerine
göre tüm hisse sahipleri Yatırımcılar %45 oranında şirket kasasına nakit para
koymak zorunda kaldılar.
2- %55 pay sahibi Galatasaray
sermaye artırımında kasaya nakit koymadı. 1. maddede belirttiği daha önce
satılırken zaten sportif aş, gelir kalemlerinden biri olarak görünen stad
gelirlerini, sportif a.ş ye devrediyormuş gibi yaptı.
3- Yatırımcılar ellerindeki 1 adet
hisse için tarihte görülmemiş bir bedelle 100 tl ödeme yapmak zorunda
kaldılar.
4- Bu parayı ödeyemeyen
yatırımcılar, rüçhan haklarını kaybettiler, Şirketin hisse oranlarında ciddi
düşüşler meydana geldi.
5- Kasasına hisse satışından nakit
koyan Galatasaray kulübü, yatırımcılardan, 400-150 tl fiyattan sattığı
hisseleri, sermaye artırımından dolayı hissenin
değer kaybı yaşaması sebebiyle düşük fiyatından geri aldı. Aldığı bu
hisseleri de yabancı fonlara satarak ayrıca nakit girişi
sağladı.
14.09.2012 tarihinde Galatasaray kulübü
tarafından Kamuyu aydınlatma platformuna gönderilen bedelli sermaye artırımı
aşağıdaki gibidir.
13.940.421.90 tl olan çıkarılmış
sermayesini 55.761.687.60 tl ye (%300 bedelli) 1 tl nominal değerli hissenin 10
olarak kullanılmasına ve tamamı nakten karşılanmak üzere ikinci bir sermaye
artırımı için Sermaye Piyasası Kuruluna başvuruda bullundu. Sermaye Piyasası
Kurulu’nun bu bedelli artırımı kabul edip etmeyeceğini hep birlikte göreceğiz.
Öncelikle sermaye artırımında ne gibi sıkıntılar var. Bunları irdelemek
istiyorum.
Sermaye artırımına
katılacak yatırımcılar sahip oldukları 1 Galatasaray hissesi için 30 TL
ödeyecek. Yani sermaye artırımı ile Galatasaray'ın kasasına 418 milyon TL daha
girecek. Galatasaray Sportif'in yüzde 45'i halka açık, yüzde 55'i de Kulübe ait.
Sermaye artırımıyla yatırımcıların cebinden 188.1 milyon TL çıkacak. Kulübün
payı ise 230 milyon TL. Bu noktada sorulması gereken soru, Galatasaray
kulübü bu meblağı nasıl karşılayacak ?
Birinci bedelli sermaye artırımında
olduğu gibi kulüp nakit para yerine Türk Telekom Arena'daki bazı tribünlerin
kullanım haklarını Sportif A.Ş.'ye devrederek ödemesi gereken 230 milyon tl den
kurtulacak.
SIKINTILAR
1- Borçlu olduğu bankaların yan
kuruluşlarına yeniden değerleme yaptırarak diğer bankalardan yeni kredi bulma
çabası içerisine girdiler. Keza bankalara olan ipotek sermaye bedeli 800 milyon
tlnin üzerinde bir meblağa denk gelmektedir. Bu sebeple 2030 yılına kadar
dogacak gelirleri reel gelir olarak gösterdiler.
2- Spk’nın göremediği sıkıntı ise
yatırımcıların gelir beklediği ve aldıkları hisseler için,gelecek 2016 yılına
kadar olan stad, yayın gelirlerini göstererek, öz kaynaklarını artıya
geçirdiler. 2016 ya kadar bedelsiz yada temettü bekleyen yatırımcıların
hevesleri kursakların kaldı.
3- Galatasaray 150-400 bandından
sattığı hisselerin tamamını yerine koyamadığı için, ikinci bir bedelli
çıkartarak hisseleri elinde bulunduran yatırımcılardan, tekrar çok ucuz
fiyatlardan alarak artıya geçme çabası içerisine girdiler.
4- Bu sermaye artırımı ile 188
milyon nakit elde edileceği söylenen kulüp tekrar borçlarını kapatmak için
yatırımcıları yeniden marur ve madur bırakmak
istemektedir.
1-İlk dalga sessiz kalan yatırımcı,
ikinci dalgada davacı olacak
2-Başbakanlığa ve spk ya yapılan
şikayetlerden nasil bir sonuç çıkacak.
3- Bedelli artırım onaylanırsa, Bu
uygulamayı İMKB’de başka şirketlerde denemek
isteyecektir.
4- Onay gelirse yatırımcılar ne
yapacak
Bayram Sönmez 20.09.2012
14 Eylül 2012 Cuma
ZİRVE BEKLENTİSİ
Perşembe ABD FED faiz kararı ve üçüncü parasal genişleme ile ilgili beklentinin olumlu gelmesi piyasalarda sert yükselişe sebep olarak İMKB 100'de 68400 seviyelerine kadar yükselmesine ön ayak oldu. EURO bölgesinin (Almanya) tahvil alımının şartlı olarak kabul etmesi sonucu dünyada finansal bir sıkıntının kalmadığını belirterek, dünya endekslerinde tarihi zirvelerin görüleceğini düşünmekteyim. İMKB kanadında72000-74000 seviyelerinin önümüzdeki bir aylık süreç içerisinde görülebileceği beklentisi doğurmuştur. Yatırımcıların İMKB 100 hisselerinin dışına çıkmamaları ve ayrıca belirtmek istiyorum, geçmiş yıl karlarının üzerine kar koyan şirketlerde olmaları kendileri adına faydalı olacaktır. Parasal genişleme ile altın fiyatlarının 1850-1900 bandına hareket etmesi beklenebilir. eurodolar paritesinde pozisyonların euro lehine açılmasında fayda olucaktır. beklendtim 1,34 seviyelerine kadar yükseliş trendi olabilir.
24 Ağustos 2012 Cuma
Aylık Beklenti
Piyasalarda ABD 3,parasal genişlemenin gündeme gelmesi Japonya'nın Genişlemeci politikalar izleyeceğini açıklaması ve AB EURO bölegesini korumak için elimizden gelenden fazlasını yapacağız açıklaması ile coşan Dünya borsalarının yükselişine eş değer, İMKB de 66500 seviyelerini görüldü. Bu seviyelerde tutunma çabamızda yatay bir piyasa ile birlikte yükselişin balon olmadığını, altının dolu olduğunu göstermektedir. Teknik olarak 65.900 seviyelerinin üstünde kalındığı sürece 67.500 seviyeleri beklenmelidir. Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması 64800-600 seviyesine dek kar satışları ile karşılaşılacaktır. 64800-600 seviyelerinin bizim için sağlam bir destek bölgesi olduğunu düşünebilir, AB den ekstra kötü bir haber (Yunanistan ile ilğili) gelmediği müddetçe bu seviyeler bizim için dip bölgesi olarak algılanabilir. Kötü bir haber gelmesi durumunda 63000 seviyeleri tekrar gündeme gelecektir. Yatırımcılarımızın bu Süreç içerisinde portföylerinin %50 si kadar hissede, %50 kadar nakitte kalmalarında fayda görüyorum. AB Yunanistan ve İspanya kanadında bir sıkıntı olmadığı sürece bir risk algısı görülmemektedir, bu iki ülkeden gelebilecek olumsuz haberler doğrultusunda hesaplarının tamamında nakitte kalmaları faydalı olacaktır.
ALTIN ONS: ABD 3, Parasal genişleme beklentisinin ardından 1580 seviyelerinden yükselişine başlayan altın 1660 seviyelerine kadar yükselişini sürdürdü. Parasal genişleme beklentisi sürdüğü müddetçe 1690-1705 seviyesine harekiti söz konusu olabilir. Kişisel görüşüm Abd kanadında Parasal genişleme olmayacaktır. Altın Satış yapılarak bir müddet nakitte kalınması altın yatırımcılarının faydasına olacaktır.
EURODOLAR: AB Almanya ve Hollanda'dan gelen olumlu haberler neticesinde 1,22 seviyelerinden 1,26 seviyelerine kadar gelen alımlar ile euro dolar karşısında değer kazandı. Paritede dikkat etmemiz gereken teknik göstergeler değil, dikkat etmemiz gereken mali kanatta Yunanistan ve İspanya ikileminde gelecek olumlu veya olumsuz haberler neticesinde 1,28 olumlu 1,23 olumsuz seviyeler olcak şekilde hareketler söz konusu olacaktır.
Bayram Sönmez 23.08.2012
ALTIN ONS: ABD 3, Parasal genişleme beklentisinin ardından 1580 seviyelerinden yükselişine başlayan altın 1660 seviyelerine kadar yükselişini sürdürdü. Parasal genişleme beklentisi sürdüğü müddetçe 1690-1705 seviyesine harekiti söz konusu olabilir. Kişisel görüşüm Abd kanadında Parasal genişleme olmayacaktır. Altın Satış yapılarak bir müddet nakitte kalınması altın yatırımcılarının faydasına olacaktır.
EURODOLAR: AB Almanya ve Hollanda'dan gelen olumlu haberler neticesinde 1,22 seviyelerinden 1,26 seviyelerine kadar gelen alımlar ile euro dolar karşısında değer kazandı. Paritede dikkat etmemiz gereken teknik göstergeler değil, dikkat etmemiz gereken mali kanatta Yunanistan ve İspanya ikileminde gelecek olumlu veya olumsuz haberler neticesinde 1,28 olumlu 1,23 olumsuz seviyeler olcak şekilde hareketler söz konusu olacaktır.
Bayram Sönmez 23.08.2012
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)